DiyetveKadın

Hoşgeldin; Misafir !
Senin Toplam 0 Mesajın Var.
Son Üyemiz : sekertas
Son Ziyaretiniz:

 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» tam bu kilodayım .................
Çarş. Ekim 29, 2008 2:39 pm tarafından Admin

» Niso hoşgeldin...............
Paz Eyl. 28, 2008 6:03 pm tarafından Admin

» Zayıflama Çayı: Funda yaprağı, mate yaprağı, yeşilçay, biberiye, kekik
Salı Eyl. 16, 2008 5:27 pm tarafından Admin

» Çocuğunuz eğlenerek öğrensin..
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:48 pm tarafından Admin

» Çocuğunuzun okul menüsünü takip edin!
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:47 pm tarafından Admin

» Evlat edinilen çocuk sevgiyle büyürse gerçeği kolay kabullenir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:44 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme Nedir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:43 pm tarafından Admin

» Nimet Çubukçu: Koruyucu aile sayısı artmalı
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme ve Hukuk
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
Forum
Forum

Paylaş | 
 

 Fast Food yiyen çocukların kalbi tehlikede

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin

avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 30/08/08
Yaş : 35

MesajKonu: Fast Food yiyen çocukların kalbi tehlikede   Çarş. Eyl. 03, 2008 5:54 pm

[b][u]Koroner damarların en önemli hastalığı damar sertliğidir (koroner ateroskleroz). Bu hastalıkta, koroner damarlarda damar duvarına yerleşen kolesterol üzerine kalsiyum (kireç) birikmekte ve buralarda darlıklar ve tıkanıklıklar oluşmaktadır. Bu tıkanma yavaş yavaş olabileceği gibi dar olan yerde bir pıhtı oluşması ile akut tıkanmalar da olabilir.


Şansız bir toplumuz

Biz ülke olarak kroner kalp hastalıkları açısından çok şanssız bir toplumuz. Çünkü genetik yapı olarak koroner damar hastalıklarına çok yatkınız. Ayrıca mutfağımız çok ağır. Mutfak halledilebilir, iyi bir eğitimle, iyi bir tanıtım programıyla insanlara sağlıklı beslenme öğretilebilir. Amerika`da bu ciddi bir şekilde ele alındı. Birçok eyalette sigarayla savaş kampanyası gibi, kötü beslenmeye, fast food beslenmesine karşı ciddi programlar geliştirildi ve insanlar obeziteye ve kötü beslenmeye karşı uyarılıyor.
Ama genetik için böyle bir şansımız yok. Biz Türkler HDL denen yararlı kolestrolü (hayırlı kolesterol denebilir) çok düşük olan bir toplumuz. Almanya`da 3. kuşak çocuklarımızda yapılan bir araştırmada Almanya`da doğmuş, Alman gibi yaşayan ve onlar gibi beslenen, onlar gibi spor yapan Türk çocuklarının da HDL oranlarının çok düşük olduğu saptanmış. İşte burada genetik sorun ortaya çıkmakta. Bu sorunda da önümüzdeki 5-10 yıl içinde çözülecek. Doğacak olan çocukların damar sertliği genleri alınacak böylece damar sertliği daha geç ortaya çıkacak ve dolayısıyla insan ömrü çok uzayacak. Damar sertliğini kesinlikle ortadan kaldırmak imkansız ama alınacak tedbirler ile yavaşlatabiliriz ve hastalığın ortaya çıkmasını geciktirebiliriz. İnsanın doğumuyla birlikte damar sertliği başlıyor. Ama bazı insanlarda bunun hızı çok farklı. 65-70 yaşında bir insanın damarlarında sertlik olması çok doğal bir seyirdir. Ama 45 yaşındaki insanın enfarktüs geçirip gelmesi kötü kullanım olabileceği gibi bir genetik felaket olabilir. Genetik yatkınlıkta hastalığın ilerleme hızının farklı olduğunu görüyoruz.

Sigara önemli faktör
Hızlandırıcı nedenlerin başında genetik, erkek cins, kötü beslenme ve sigara içme geliyor. Son yıllarda sigaranın yanına bir de stres de önemli bir risk faktörü olarak eklendi. Özellikle 40-50 yaş arasında hayatının yükselme dönemini yaşayan iş adamlarında bunu ciddiyetle görüyoruz. Yeni iş kuruyorlar, bilgi ve becerilerinin üzerinde yatırım yapıyorlar, ekonomik kriz de buna eklenince ortaya çıkan ağır stresin bedelini kalpleriyle ödüyorlar. Onun için genç işadamlarına tavsiyemiz, bilgi ve becerilerinin üzerininde yatırımlara kalkışmasınlar, özellikle bu ekonomik kriz dönemlerinde ciddi borçlanmalara girmesinler. Evlerine gelen icra değil, kalplerine de zarar verir.


Sağlıklı beslenme de önemli

10-12 yaşına kadar büyüme dönemindeyiz. Çok iyi beslenmek zorundayız. Ayrıca bu dönemde yağların kolay yakılabildiği yaşlardır. Ama 10-12 yaşından sonra bir şekilde sağlıklı beslenmeye başlamak zorundayız. Diyet itici bir söz olduğu için kullanmıyorum. Ama sağlıklı beslenme daha farklı. Özellikle aile hikayesi olan çocuklarımıza 10 yaşından itibaren katı yağ vermemeliyiz. Hiçbir şekilde tereyağ ve margarin yağı ekmeğe sürüp vermemeliyiz. Mutfaklarda mümkün olduğu kadar sıvıyağ (Zeytinyağı, mısırözü yağı, ayçicek yağı gibi) kullanmamız gerekir. Zaman zaman piyasaya çıkan yeni yağlar var. (soya yağı, fındık yağı, ceviz yağı gibi) Bu yağlarla ilgili de ileride araştırmalar yapılacak. Özellikle soya yağının çok iyi olduğu söyleniyor.

Fast Food alışkanlık yapıyor
Sigaranın üzerine Sigara sağlığa zararlıdır diye yazılar yazılıyor. Bu ülkede bu yazının yazılması 25 yılı aldı. Ben inanıyorum ki, bu ülkede fast food dükkanların üzerine de Fast food sağlığa zararlıdır yazısı bir gün yazılacaktır... Fast food`un alışkanlık yapma özelliği vardır. Nasıl çikolata yiyen çocuk alışıyorsa (kakao yağı), fast food da aynı şekilde alışkanlık yapmaktadır. Bir hamburgerde bulunan iç yağı oranı yüzde 40-60 arasında değişmektedir. O iç yağının verdiği lezzetin tadı gizli bir alışkanlık yapmaktadır. Çocuk bir tane hamburger yerse ondan sonra hep hamburger istiyor. Çünkü ciddi bağımlılık yapan bir beslenme şekli. Ayrıca ucuz, kolay ulaşılabilir, her an temin edilebilir. Annelerin de kolayına geliyor, sabah kahvaltı hazırlamaktansa cebine para koyuyor hamburger alıyor çocuk. Öğlen okulda çıkan servis yemeği yerine hamburger almayı tercih ediyor. Bunu ancak eğitimle halledebiliriz. Çalışan veya ayrı yaşayan anne baba sonunu bu olaya zemin hazırlıyor.

Düzenli kontrol yaptırın

Eğer aile hikayesi varsa, yani anneden, babadan, dayılardan, amcalardan, hala ve teyzelerden 35-40 yaşında hayatını kaybetmiş insanlar varsa, o zaman 10 yaş aşağıya inip, 30 yaşından itibaren kadın veya erkek herkes bu kontrollere tabi tutulmalıdır. Tabi her tıbbı teşhis gibi kardiyel check-up`ın da bir yanılma payı var. Bazen bunu yakın dostlarımızda bile yaşıyoruz. Birkaç ay önce yaptırdığı check-up normal çıkmasına rağmen enfarktüs geçiren insanlar da var. Ama bunlar çok azınlıkta. Binde bir olan vakalar. Check-up`ı reddetmemek lazım. Hiçbir şikayeti olmayan hiçbir yakınması olmayan birçok insanın gerçek hastalığı ortaya çıkarılabiliyor. Yapılan Check-up o anın sonuçlarını veriyor, hiçbir zaman 6 ay sonrasının güvencesini vermiyor.

Kalp damar hastalığı nedir?

Organlarımızın çalışmaları için gerekli olan maddeleri taşıyan kanı pompalamakla görevli olan kalp, bu görevini yapmak için dakikada ortalama 70 - 80 kere kasılır ve dakikada 5-7 litre kanı organlarımıza gönderir. Ortalama bir insan ömrü boyunca, kalbimiz yaklaşık 2.5 milyar kez kasılmakta ve bu süre boyunca 180 milyon litre kanı vücudumuza pompalamaktadır.
Organların canlılığını koruyabilmeleri ve görevlerini yapabilmeleri için besin maddelerine ve oksijene gereksinimleri vardır. Bunlar organlarımıza kan ile ulaştırılır. Kan ise organlara atardamarlar (arter) yolu ile taşınır. Kanın atardamarlara pompalanması işini de kalbimiz yapar. Her organ gibi kalbin de beslenmesi gereklidir. Kalbin kendisini besleyen damarlara ``koroner damar`` (koroner arter) denmektedir. Koroner damarlarda olabilecek hastalıklar doğrudan kalbin çalışmasını ve verimini etkileyeceğinden dolayı hayati öneme sahiptir.

Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ

bizimsağlık

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://diyetkadin.yetkinforum.com
 
Fast Food yiyen çocukların kalbi tehlikede
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İktidarın Girişimci Çocukları
» Hz.Hamza'nın Ciğerini Yiyen Kadın Nasıl Sahabi Oldu
» Michael Jackson'ın Çocukları
» NİNA VE ÇALAR SAATİ
» Korkunç Espriler (+18 Çocuklar ve doktor denetimi altında olmayanlar bakmasın)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DiyetveKadın :: Genel Sağlık :: Çocuk Sağlığı ve Eğitimi-
Buraya geçin: