DiyetveKadın

Hoşgeldin; Misafir !
Senin Toplam 0 Mesajın Var.
Son Üyemiz : sekertas
Son Ziyaretiniz:

 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» tam bu kilodayım .................
Çarş. Ekim 29, 2008 2:39 pm tarafından Admin

» Niso hoşgeldin...............
Paz Eyl. 28, 2008 6:03 pm tarafından Admin

» Zayıflama Çayı: Funda yaprağı, mate yaprağı, yeşilçay, biberiye, kekik
Salı Eyl. 16, 2008 5:27 pm tarafından Admin

» Çocuğunuz eğlenerek öğrensin..
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:48 pm tarafından Admin

» Çocuğunuzun okul menüsünü takip edin!
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:47 pm tarafından Admin

» Evlat edinilen çocuk sevgiyle büyürse gerçeği kolay kabullenir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:44 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme Nedir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:43 pm tarafından Admin

» Nimet Çubukçu: Koruyucu aile sayısı artmalı
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme ve Hukuk
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
Forum
Forum

Paylaş | 
 

 EVLİLERİN BİRBİRİNE OLAN AŞKLARI

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
melek



Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 10/09/08

MesajKonu: EVLİLERİN BİRBİRİNE OLAN AŞKLARI   Perş. Eyl. 11, 2008 11:20 pm

EVLİLİK yeni bir hayata başlamaktır. Yeni evlenenler veya evlilik müessesinde bir kaç yılı devirmiş olanlar. Hayatları monotona doğru gidenler. Eşlerine açılamayanlar. İşte size yardımcı olabilecek ve eşinizi yakından tanıyabileceğiniz . Keramet nikahta değil sonrasındadır dedirtecek yolları veriyoruz.
Evlilik iki ayrı hayatın bir araya gelip ortak yönlerde buluşmasıyla birlikte tek bir hayat oluşmasıdır. Evlilikte aşk sözlerle, bakışlarla ve hareketlerle ibaret değildir. Hepsi tamamen bir bütün olmaktır. Unutmamak gerekir ki evlilikte eşinize bir kez yalan söylersiniz, bir kez sahte hareketlerde bulunursunuz ama

bir dahakinde ise asla size inanmayacağını bilmelisiniz. Yalnızca inanmış gibi görünür ve sizi yönlendirmeye başlarlar. Bu durumda aktiflik ve pasiflik ortaya çıkar. Her şekilde karakteri bozulan kişi eşine dürüst, doğru ve hareketlerinde yapıcı olan karşısında ezik duruma düşerler veya aksine baskın olma eğilimi gösterirler. Böyle bir karakter bozulması yaşamak istemiyorsanız aşağıdakileri dikkate almanızda fayda vardır.
-Sırlarınızı eşinizle paylaşın. Paylaşmak herzaman kişiyi rahatlatır ve güven sağlar.

-Eşler sürekli yanlışta olsa bir başkasanını yanında birbirlerinin taraflarını tutmalıdırlar. Daha sonra da yanlış olan hareketleri tek tek göstermelidir.

-Karşılıklı olarak bağışlamayı bilmelidirler. Şayet eşler birbirlerine karşı gurur yaparlarsa o zaman kurdukları yuva ve kalpler çok çabuk parçalanmaya neden olur. Bu da dönülmeyecek yanlışları doğur
-Görücü veya tanışarak hatta severek dahi olsanız yalnızca konusmak yerine duygularla birlikte ileştişim kurmayı sürekli deneyin. Hatta iletişimde sürekliliğini sağlatın ve öğretin..
- Uzun yıllar evlilik yapanlarda görülen olgulardan biri de gerginlik. Gerginliğin ilerisi aşkı öldürür ve evlilerde aşk kalmaz. eşiniz kızgınken siz sakin olun. Kısacası biriniz ateşken diğeriniz su olmalı. Böylelikle dengeleri korumuş olursunuz.

-Öfkeli olunabilir ama asla kindar olmayın. Aşıkların öfke kavramı sakinlikle biter ve yerini sevgiyle tamamlamalısınız. Bir dakika önceki hırsınızın yerini uysallık alırsa o zaman yapılan bir hatayı da önlemiş olursunuz. Yani yapıcı olursunuz.
-Eşinizi hiç bir zaman başkalarının eşleriyle kıyaslama yapmayın. Bu hata bazen dönülmeyen yollara düşürebilir. Örnegin; karşınızdaki arkadaşınızın evliliği çok iyi görünebilir. Beğendiğiniz kişinin güzel taraflarını görürsünüz ve eşinize anlatırsınız. Daha sonra bu kişinin büyük hataları ortaya çıktığında ise o zaman kapanmaz yaralar açar. Bu yüzden eşinizi hiç bir zaman başkalarıyla kıyaslamayın.
.
Eşler arasında "özür dilerim" cümlesi arada sırada kullanılmalı. Sıksık kullanıldığında ise yapmacık görüntüsü sağlanmış olur. Gerçek anlamda hatlar karşısında özür dileme, karşısındaki kişiyi ve kendisini rahatlatacağını bilmeli.

- Eşinizle keşfetmeyi öğrenin. Yani yeniliklere her zaman açık olunmalıdır. Bu yenilikler yapıcı olan yenilikler olmasına özen gösterilmelidir. Örf ve ananeleriniz ile birlikte kişiliğinizi zedelememeli. Yanlış tabular yıkılmalıdır.

- Her zaman gördükleriniz doğru veya gördüğünüz gibi olmadığını bilmelisiniz. Bazen yapılan yanlışlar doğruların adımıdır, bazende doğru olarak atılan adımlarda yanlışların başlangıcı olduğunu bilmelisiniz. Yani karşı taraftan bakıldığında, hareketler ve düşüncelerin her zaman aynı olmadığını görmelisiniz.

-Karşınızdaki kişinin ve kendinizin sinir dozajınızı bilin. Bu dozajıda asla aşmamaya çaba gösterin. Atalarımızın meşhur sözünü de aklınızdan çıkartmayın, "keskin sirke küpüne zararlıdır... Aşırı sinir hastalık yapar, ilaç alınmadığında ise kalkmamak üzere yatağa düşürür ve ömür boyu süründürür."
Eşinize karşı sinirlendiğinizde asla kırıcı sözlerde ve davranışlarda bulunmayın. Bu davranışlar kalıcı izler bırakır, hep hatırda kalır.

-Uzun süreli evlilikler şişedeki kolaya benzer. Açılmadığı süre içerisinde hep tazeliğini korur. Bunun için, eşinizle dost olun, yoldaş olun, bağışlayıcı ve sevici olun. Karşınızdakinin de sizi aynı şekilde düşünmesini sağlayın.

-Eşiniz sizin anneniz veya babanız gibi olacağını düşünmemelisiniz. Eşinizin sizin yatağınızı ve kucağınızın paylaştığı kişi olduğunu düşünmelisiniz, davranışlarınızda ona göre olmalıdır.

-Erkekler ateş, kadınlar barut gibi olduğunu unutmayın. Erkekler eşlerinden ilgi görmediklerinde söner, kadınlar eşlerinden ilgi görmediklerinde ise biterler. Arada soğukluk başlar. Unutmayın ki eşler ne anne, ne baba ne de kardeş gibidir. Eşler bu üçünden de yakındırlar bunun için yuvanızdan aşk ve seksi hiç terk etmeyin. Eşlerin birbirine olan ilgisizlik yuvanın çatırdamasına neden olacağını bir kez daha hatırlamalıdırlar.

Eşler anne ve babalarının evlerini unutmalıdırlar. Aynı şekilde işinde çalıştığı gibi evliliğinde de çaba sarfetmelidirler. Her türlü zorluklara göğüs germesini bilmedirler. Zoru gördüklerinde kaçmak veya vazgeçmek kişilerde karakter yıkılmasına neden olur. Böyle durumlarda birbirlerine destek verip iletişim kurarak zorlukları aşacaklarına inanmaldırlar. Unutulmaması gereken en önemli öğelerin başında bilmelidir ki inanmak başarının anahtarıdır. .
-Evlilik arabaya benzer. Arabanıza bakarsanız herşeyini tam takır yaparsanız yolda kalmaz ve rahat edersiniz. Evlilikte aynen böyledir. Aksilikleri gözden geçirmelisiniz. Yapılan hareketleri tek tek incelemeden geçirin yanlışlarınız varsa yapmamaya çalışın geçmişide silin. Böylelikle yaşantınız istediğiniz hızda gider.







Unutmayın her doğan sorunda önce kendi hatalarınızı göz önüne getirin. Kendi hatalarınızı gördüğünüzde eşinizin de hatalarını o derecede görmüş olacaksınız ve davranışınızda yumuşamalar meydana gelecektir. Bu nedenle eşinizi sinirlendiren olguları görüp onu da anlamaya çalışmış olursunuz.

-Unutmayın eşler arasında her zaman sürpriz olur. Sürpriz yapın ve sürprizlere açık olmayı deneyin. Bu nedenle haftada bir günde olsa birbirinize randevular verin. İçerde veya dışarda.

-Evlilikte seksi öldürmeyin. Seks evliliğin temel öğelerinden biri olduğunu bilmelisiniz. Bu nedenle arada sırada eşinizin kulağına açık saçık erotizm fısıldamalarda bulunmalısınız. Böylelikle ateş barutu, barutta ateşi tamamlamış olur.

-Sekste karakterinizi veya karşınızdaki kişinin karakterini kırıcı, yıkıcı davranışlarda bulunmamaya özen gösterin. İstekler doğrultusunda hareket etmelisiniz. Birbirinizi yakından tanımalısınız. Böylelikle istenilen her türlü ilişkide doruğa ulaşırsınız
.-İşinizde olsun, aile içerisinde olsun eşler her zaman birbirlerinin çabalarını desteklemeliler. O zaman başarının anahtarını yakalarlar.
-Eşler arasında kıskançlık olmalı. Ama bu kıskançlık yapıcı olmalı. Eşlerin başarıya gideceği işlerde destekleyici yapıcı ve yüceltici olmalı. Gereksiz kıskançlıklarda boşa harcanmış ve kaybolan bir olgu olduğunu aklınızdan çıkartmamalısınız.

-Evliliğin uzun ömürlü olmasını istiyorsanız eğer, meydana gelmiş felaketleri önemsiz bir olay gibi karşılamak, önemsiz olaylarda da soğuk kanlılığını koruyarak felakete dönüşmesini önlemede gizli olduğunu bilmelisiniz. Böylelikle yıpranma kalkacaktır.

-Evliliğin en güzel yanı sizi endişe eden birisinin olmasıdır. Bu endişe, baba veya anne endişesi değil. Aksine sizin kırılmanızdan etkilenen ama size birşey olmasından korkan ve yanlızlığın ne demek olduğunu anlayan birisinin endişelenmesidir. Bunun için sevinmeniz gerekir ve yanlış endişeye sakın yer vermeyin.



Tartışma ortamında veya başka konularda eşinizi sorguya çekmeyin aksine istediğinize kavuşmak istiyorsanız sadece soru sorarak öğrenmeye çalışın. Bu da sizin IQ kapasitenizin ne kadar yüksek olduğunu gösterir. Karşınızdakini de hayran bırakmasına neden olur.

- Eşler hiç bir zaman birbirlerini suistimal etmesin. Şayet böyle bir davranış içerisine girildiğinde ikincisini tekrarlanmaması gerekir. Bu tekrarlama olursa sevgide ve kişisel anlayışta azalma meydana gelir.

- Eşinizin yapısı ne olursa olsun, Kültürel yaşantı farklılığı, IQ düşüklüğü, eğitimsizlik dahi olsa yaşantınıza onun gözüyle değil kendi kültürel yaşantınızdan bakın ama karşılıklı anlayışı korumalısınız. Yani karşınızdaki kişiye saygı göstermelisiniz. Bazen inanılmaz derecede aksi olması bile sizi çileden çıkartır ama sessiz kalmanız sizi onun karşısında haklı çıkartabilir.

- Unutmayın iki ayrı yaşantı şekli bir arada farklı bir ayrı yaşantı şeklini oluşturur. Yani siz evlendiğinizde karşınızdaki kişinin ailesiyle de evlenmiş olursunuz. Bunu korumalısınız. Türk geleneklerine göre genelde erkek ergil ailesinin içerisi daha baskın rol oynamaktadır.

.

-Aile içi tartışmalarının ana nedenlerinden biride dinlememeden doğan yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Önce karşınızdakinin konuştuklarına kulak verin yani dinleyin. Sonra söyleyeceklerinizi söyleyin ama kırmamaya veya derin yaralar açmamaya özen gösterin.

-Özel yaşantınızı sizinle birlikte kalsın. Yani eşnizle özel yaşamanız dostlarınıza anlatırsanız bu artık özel yaşam olmaktan çıkar. Durum böyle olunca aile içerisinde mutsuzluklar başlamaktadır.

-Aileleri kıran ana temalardan biri de aldatmadır. Yani eşinizi aldattığınızda bir anlık zevk için kendinizi aldattığınızı bilmelisiniz. Bu da kişisel bağların kopmasına ve ebedi mutsuzluğa gidilmesi demektir. Böyle bir girişim mutsuzluğa açılan kapı olduğunu bilin.

-Evliliğin temellerini yıkan öğelerden biri de eşlerin birbirine her ne sebepten olursa olsun yalan söylemeleridir. Yalan kişinin kendisini ve karşısındakini istismar etmeleridir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
melek



Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 10/09/08

MesajKonu: Geri: EVLİLERİN BİRBİRİNE OLAN AŞKLARI   Perş. Eyl. 11, 2008 11:22 pm

-Aile içi tartışmalarının ana nedenlerinden biride dinlememeden doğan yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Önce karşınızdakinin konuştuklarına kulak verin yani dinleyin. Sonra söyleyeceklerinizi söyleyin ama kırmamaya veya derin yaralar açmamaya özen gösterin.

-Özel yaşantınızı sizinle birlikte kalsın. Yani eşnizle özel yaşamanız dostlarınıza anlatırsanız bu artık özel yaşam olmaktan çıkar. Durum böyle olunca aile içerisinde mutsuzluklar başlamaktadır.

-Aileleri kıran ana temalardan biri de aldatmadır. Yani eşinizi aldattığınızda bir anlık zevk için kendinizi aldattığınızı bilmelisiniz. Bu da kişisel bağların kopmasına ve ebedi mutsuzluğa gidilmesi demektir. Böyle bir girişim mutsuzluğa açılan kapı olduğunu bilin.

-Evliliğin temellerini yıkan öğelerden biri de eşlerin birbirine her ne sebepten olursa olsun yalan söylemeleridir. Yalan kişinin kendisini ve karşısındakini istismar etmeleridir.

Sorumlulukları ortaklaşa paylaşın. Her zaman kendiniz olun ki sevdiginiz için en uygun kişi olduğunuzu gösterirsiniz. Bazen hatalar da olur ama kabullenmek en büyük savunma gerecidir. Ama savunmaya geçmek en büyük hatalardan biridir. Unutmayın ki eğer kendiniz haklıysanız bu haklılığınız mutlaka çıkacaktır. Bu nedenle kendinizi boş yere üzülerek yıpratmayın.

-Aşk olan yerde, sevgi, hoşgörü ve mutluluk vardır. Bunların hepsini yok eden ise kin ve nefrettir. Mutluluğa dair bu kadar çok olgunuz varsa o zaman bırakın aşkınız herşeyden üstün olsun. Bunun içinde eşinizle her zaman uzlaşı içerisinde olun o zaman erdemliğin bükülmez ve kırılmaz bir öğe olduğunuz anlayarak sıkı sıkıya sarılacaksınız







Evlilik bir bina gibidir. Binalar zaman geçtikçe her yıl mutlaka bakım ister. Evlilikte aynı bu binalar gibidir. Her yıl mutlaka gözden geçirmek gerekir. Bu gözden geçirme kişinin kendi hatalarını yakalamasını sağlar yani erdemliğini yükseltir. Evliliğinizde iz bırakan yaralar varsa onların açılmaması için mutlaka çaba sarfedin ki mutluluğun uzun yıllar anahtarını yakalamış olursunuz.

-Unutmayın yakınınızdaki kişilere, dostlarınıza hiç bir zaman imrenmeyin ve allahtan o kişilere benzer bir kişi olsun şeklinde yemin de etmeyin. Bilmelisiniz ki kapalı kapılar ardında neler olup bittiğini hiç bir zaman anlayamazsınız. Ancak gözlerinizle gördüğünüzde kulaklarınızla duyduğunuzda gerçekler ortaya çıkmış olur. O zamanda siz kendinizle övünmüş ve gurur duymuş olursunuz.

-Eşinizle her zaman özel fantaziler oluşturmaya özen gösterin. Bazen eşiniz bu fantazilere kapalı görünsede mutlaka içinde yanan bir ateş olduğunu unutmayın. Siz bir ateş, o bir barut veya siz bir barut o bir ateş olur. Önemli olan sönmüş olanı hareketlendirmektir.
.






Evlilikte hiç bir zaman tek düze gidecek bir olgu yoktur. Evlilik yaşamın bazen tam kendisidir. Engebeli, tozlu, zor ama daima ortak bir hayat yolu olduğunu görmelisiniz. Bu yolda sizin nasıl gittiğiniz önemlidir. Unutmayın ki bu yolda herkes ne yaparsa kendine yapar. Karşısındakinin en fazla ruhunu ve hayatını sıkarsınız. Bundan öteye gidemezsiniz. Yaptıklarınız her zaman karşınıza mutlaka geleceğini de unutmamalısınız.
-Eşinize karşı yapacağınız her türlü sürpriz ve iyilikler onun size karşı olan aşkınızı daha da büyüteceğini bilin. Siz onun için bulunmaz bir kişi olduğu düşüncesine neden olacaktır.

-Evlilikte korkanların evlilikleri iyi gitmeyeceği inanışına aldanmayın. Evlilik bazen en cesur insanı en korkak yaparken, en korkak insanı da en cesur kılacağını da bilmelisiniz. Tabii ki bu evliliği özümleyen kişiler için geçerlidir. Nedeni ise sevdiklerini kaybetme veya uzak kalma korkusunun ağır bastığı öğler olarak görebilirsiniz.



Bu sözümüz de erkekler için geçerlidir: Eger kariniz iyi çikarsa mutlu kötü çikarsa filazof olursunuz. Biraz da siz düşünün anlarsınız.
-Evlilikleri hiç bir zaman başarısız olarak görmeyin. Evlilik müesesini oluşturan insanların başarısız olduğun anlamalısınız. Yanlışları değerlendirin başarının anahtarını görmeye çalışın ve elinize alın.

-Evliliği 4 ana evrede alabilirsiniz. Evliliğini ilk yıllarını şiir, 3 ve 4 üncü yıllarını hikaye, 5 ve 10 uncu yıllarını roman gibi, sonrasını ise düz yazı hayat hikayesini anlatım gibi algılamalısınız. Düşününce bu farkı göreceksiniz. Bu yazıyı en çok 10 yıllık evli olanlar daha iyi yorumlarlar.

-Aşk dolu beraberlikte herkes genç kalır. Daha doğrusu dünyanın en zengin ve mutlu insanından daha zengin ve mutludurlar. Tabii ki sağlıkta içinde olursa.

-Aşkı bilmek yılları tek tek saymak demek değildir. Önemli olan her geçen yılın değerini bilmek ve anlamaktan geçmektedir. Aşk bazen mantığı kapı dışarı atmaktanda geçmektedir. Bunu yakalamasını bilmek gerekmektedir.

-İlişkinizde karşınızdakinin eşit davranmasını bilmemesi sizin eşit düşüncelere sahip olmadığınız anlamına gelmemektedir. Önemli olan eşitliğin ne olduğunu karşınızdakine yaptıklarınızla göstermekten geçmektedir.
İlişkinizde karşınızdakinin eşit davranmasını bilmemesi sizin eşit düşüncelere sahip olmadığınız anlamına gelmemektedir. Önemli olan eşitliğin ne olduğunu karşınızdakine yaptıklarınızla göstermekten geçmektedir.

-Eeee bu kadar güzel davranışları ve bu kadar ilgi ile sevginin ne olduğunu bilmeyen bir kişiye göstermenize rağmen anlamamazlık davranışlarını sürdürüyorsa kapıdışarı edin. Bir anda yüzünüz güldü. Bu sözümüzü espiri olarak algılamanızı temenni ederiz. Çünkü evlilik kolay kurulan bir müesese değildir. Bunları yakından görüp tanıdıktan sonra şimdi nişan ve nişanlılığa sıra geldi. Nişan karşılıklı verilen sözlerin yüzükle onaylanmasıdır.


Unutmayın nişan resmiyeti olmayan lakin karşılıklı görüşüp anlaşabilmeniz ve birbirinizi iyi tanımaya çalışmanız anlamına gelmektedir. Yüzükler atıldı mı nişan atılmış olur. İşte burada bayan ve erkek olarak yanlış yapmamaya özen göstermelisiniz. Aile yapınızdaki, kültürel ortamınızdaki, toplumun bakış açısını ve geleceğinizi düşünerek hareket etmenizde fayda vardır. Sonraki pişmanlıkların hiç bir zaman fayda etmeyeceğini düşünmelisiniz. Yüzde 97'si Müslüman olan bir toplumun kadınlara ve erkeklere göre bakış açısını da dikkate almanızda fayda vardır. Nişan evresinde çiftlerin birbirlerine verdiği sözler hiç bir zaman kesinlik kazanmamaktadır. Çiftler hiç bir zaman sonradan pişmanlık duyacağı kişisel ödünler vermemelidirler. Türkiye'de evlilik üzerine 2006-2007 yılları arasında yapılan istatistiklerde, nişanlanıp ayrılan çiftlerin oranı yüzde 35'tir. Bu oran her geçen yılda artmaya devam etmektedir.
.






Nişanlısı ile cinsel anlamda birlikte olup ayrılan kızların yüzde 20'si intihara teşebbüs ettiği, Yüzde 10'da uzun yıllar evlenmediği, yüzde 5'inin ise hemen evlendiği ortaya çıkmıştır. Nişanlılarıyla cinsel anlamda birlikte olup daha sonra da ayrılan kızların intihar etme oranlarının gittikçe azaldığı da ifade ediliyor.

Nişan bozan erkeklerin ise yüzde 19'u hemen evlenmiştir. Yüzde 13'ü uzun süre flört dönemi yaşayıp daha sonra evlenmeye karar vermiştir. Yüzde 3'ü ise evlenmekten hep kaçmıştır. En çok nişan atanlar ise erkekler olmuştur. Çiftler anlaşamadıklarını anladıklarında ise çevre baskısı olmayınca yolu yarılamadan pes etme yönünde hareket ettikleri ortaya çıkmıştır. Boşanma davalarının 16-22 yaşları arasında ayrılanların sayısı yüzde 10, 23-30 yaşları arasında ayrılanların ise yüzde 25'leri bulurken 30-35 arasında ayrılanlar yüzde 35, 40-55 arası yüzde 15, 60 ve üzeri de yüzde 3'ü bulurken diğerleri (yani yaş oranları belirtilenlere uymayanlar) yüzde 12'yi bulmaktadır. Bu oranlar ve istatistikler yıllara göre değişmektedir.
Dünya da olduğu gibi Türkiye'de de gençliğin büyük bölümü evlilikten uzak durmaya başlamıştır. Ana nedenleri olarak ta ekonomik ve anlaşamama gibi durumlar ön planda tutuluyor. Artık nişanlanmanın temellerini atıyorsunuz veya ailenizin yardımıyla bu duruma itiliyorsunuz. Yapacak bir şey kalmamıştır. Ya itiraz edeceksiniz veya nişanlanacak olduğunuz kişiyi bu evrede tanımaya çalışmalısınız. Nişan evresi her iki cins içinde tanışma evresidir. Bu dönemde evlenecek olan kişiler birbirlerini çok iyi tanımalıdırlar. Şayet tanıyamazlarsa evlendiklerinde büyük problemler yaşayacaklarını unutmasınlar. Nişan evresinde kendiniz ve örf-ananelerinize ters düşecek hareketlerden kaçının. Tabii bu yanlış sayılan tabuları da

kabullenme anlamına gelmemektedir. Nişan evresinde İki insan birbirleriyle uyuşamıyorsa ayrılma prensibini kendilerinde ve ailelerine kabullendirmelidir. Ailelerin yaptıkları yanlışlardan bir tanesi de "Nişan evresinde olur böyle olumsuzluklar, bak gör evlendikten sonra bunlar düzelecektir" karşısındaki insanı tanımadan denmesi evlatlarını uçurama sürükleme anlamına da gelmektedir. Önemli olan kendilerinin tanıdıkları kadar, evlenecek olan çiftinde birbirini tanımasıdır. Bu evrede tanıyamadıkları an bırakmalıdırlar. Her nişanlılık evresinde mutlaka sorunlar vardır. Öyle noktalara gelinir ki evlenecek olan çiftler bazen kavga bile ederler. Şayet hatayı ve durumu çiftler kendi aralarında düzeltiyorsa ve birbirlerini affedip yanlışı kapatırlarsa o zaman bu çift ileriki

.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
melek



Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 10/09/08

MesajKonu: Geri: EVLİLERİN BİRBİRİNE OLAN AŞKLARI   Perş. Eyl. 11, 2008 11:26 pm

hayatlarında da uyum içerisinde götürecekleri anlamına da gelir. Şayet nişan evresinde kavgaları ve tartışmaları büyütüp ayrılma noktasına getirip, daha sonra da dış etkenler tarafından barıştırılıyorsa o zaman bu çiftin bir arada yaşaması ise mucize niteliğini taşıyabilir. Evlilik öyle bir müessesedir ki hayat bir anda kolaylaşır veya bir anda zorlaşır. Evliliğin ilk yılları her yeni evlenen çiftte olduğu gibi sorunlu ve zorlu geçer. Bu zorlu geçiş doğanın bir kanunumudur bilinemez. Her evde mutlaka 3 yıl boyunca bir zorluk yaşanır. Tabii ki bu zorlukları yeni evli çiftler aralarında saklamaya çalışır veya birinci dereceden yakın olan akrabalarıyla paylaşırlar. Zengin ve varlıklı olsun, orta halli veya fakir olsun mutlaka zorlu ve sorunlu bir evlilik dönemi yaşarlar. İşte bu dönemde nişan evresinde çiftlerin birbirlerine olan sevgi ve saygısı ne kadar güçlü ise evlilik müessesesinin zorlukları atlatma yollarını bulur, şayet değilse o zaman boşanmaya gidilir. İşte bunları göz önünde bulundurarak önce kendinizi yargılayın sonra karşınızdakini sorgulayın. Ondan sonra evlilik için adımlarınızı atın. Bir çok evli insan bu yazıyı okurken, "hep kendimi yargıladım ama hata hep karşı tarafta ne kadar idare edeceğim? Bende hata yok hep karşıda" diyebilirsiniz. Önce hatayı insan kendisinde aramalı, çünkü söz ve nişan evresini balayı gibi geçirenler daha sonra karşısındaki kişiyi tanımadan ve kendisinin de kabullenmediği yanlışları görmeden "evet" diyerek hatanın en büyüğünü yaptığını unutmamalı. Daha sonra ki hataları ise kendiniz sıralayabilirsiniz. İşte dönüşü olmayan bir yoldasınız buradan çıkmaktadır. Yeni bir hayat ama yeni bir ortak yaşamdır. Bekar olanlar şunu unutmamalı, ailesinin yanı her zaman en özgür olduğu yerdir. Kadınları ne kadar tanıyoruz, kadın olarakta kendinizi ne kadar tanıyorsunuz. Bunu anlamak için de devamı tıklamanızı öneririz.
AŞK erkeklerin gözünü kör eder. Duygularını da yok eder. Erkekler bir anlık duygularının esiri olurlar. Ama sonra evliliklerini analiz etmeden sürdürmeye devam ederler. Taa ki bir kadın onu o yoldan çıkartana kadar. Aşık olduğunuz ve sevdiğiniz bir kişinin ne kadar masum olduğunu sanıyorsunuz. En masum kadın "Havva Ana" dır. O da "Adem Peygamber"in cennetten çıkmasına neden olmuştur. Rivayete göre şeytan Allah'a verdiği sözü yerine getirmek için Adem Peygamberi cennetten attırmak için her yolu denemiştir ama başaramamıştır. Bunun üzerine saf ve temiz






duygulara sahip iyilikler düşünen Havva Anayı kandırmış. O da Adem (A.S)'ın cennetten çıkmasına neden olmuştur. Bu rivayetler dışında evlenen tüm erkeklere sorarsanız yüzde 65'i evlenme taraftarı değildirler. Dünyanın her yerinde bunun böyle olduğu görülmektedir. Peki nedir erkekleri bu kadar yoldan çıkaran şey... Sadece cinsellik mi... Yoksa bir aile olma hevesimidir?... Hiçbiri olduğunu göreceksiniz. Erkekler evlenmek istememektedir. Lakin isteyenlerde ya belli yaşı aşmış veya çevresindeki evlilere özenmiş sakin bir hayat geçirmek isteyenlere kapılmış olanlardır. Atalarımızın dediği gibi yuvayı dişi kuş yapar. Evlenmeyi ve evliliği genelde kadınlar ister. Türkiye'de evlenme yaşına gelen bir erkeğin evliliğini babadan önce annesi kız görmeye giderek başlar. Veya genç kız kendi güzelliğini ve alımlılığını ön plana çıkararak bir erkeği kendine çeker. Yani sizi.. Siz de bu
kişiyle tanışmak için ön adımlarınızı atarsınız. Daha sonra tanışırsınız. Yemek faslı derken bir de bakmışsınız ki kendinizi onun duygularına kaptırmış olursunuz. Birlikte olduğunuz kişi sizi o kadar çok ilgi ve sevgi seline boğar ki etrafınızdaki kişileri göremez hale gelirsiniz. Daha sonra da önceleri evlenmek istemediğini söyleyen kişi daha sonra da sizin kendisiyle evlenmeniz için girişimlere başlar. Önceleri isyan edersiniz sonra da yavaş ve sakin adımların sonunda en az 3 ay içerisinde evlilik sözü vermiş çıkmışsınızdır. Peki ne kadar tanıyorsunuz. Veya gerçekten tam anlamıyla tanıyor muydunuz?. Kadınların bekarken nasıl evliyken nasıl davrandıklarını görelim..

-Kadınlar evlenmeden önce veya ilk eşlerinden ayrılmadan önce bulundukları ortamda hep hapis kaldıklarını düşünürler. Bu nedenle evlendiklerinde kendi evi olacağını ve istediği gibi hareket edebileceklerini beklerler. Bazıları ise ortakça karar verebilecek ve aynı düşünceye sahip bir eş bulacaklarını beklerler.

Sürekli yönetebilecek ama kendisine aykırı davranışlar sergileyebilecek bir erkek ararlar. Her istediğini yapan erkekten çabuk kaçarlar. Her istediğine kolay kavuşurlarsa monoton bir yaşantı geçirdiklerini düşünürler

-Bazıları toplu yaşamaktan hoşlanır. Bazıları ise toplu yaşamaktan kaçınırlar. Genelde bu tip kadınlar, kaynana, görümce veya kayınbiraderle görüşmeleri kesmeye çalışırlar. Eşinin kardeşiyle ve annesiyle sık görüşmesini istemezler. (Anneniz ile babanızın çatışmalarına bir bakın).

-Kadınlar, bekarken erkeklerin her istediğini yaparlar, evlendiklerinde ise sadece erkeğin ihtiyacı olanları yapmaya çalışırlar. Bu düşünceye bağlı olan kadınlar sadık kadın olarak nitelendirilir. Birde eğlenceye düşkün olanlar var bunlarda gece ve gündüz hayatından bir türlü yemek ve ev işi yapmaya fırsatı olmayan kadınlardır. Bekarken evlerinde ara sıra iş yaparlar. Anneleri ise peşinden toplama çalışır. Lakin böyle bir durum dışarıya belli edilmez. İşte size kadınlardan detaylı örnekler:

Gösteriş meraklısı kadınlar: Bu tipe giren kadınlar bekarken sadece yakın arkadaşlarına aldıkları eşyaların gösterişlerini yaparlar. Evlendiklerinde ise bu gösterişleri daha geniş kitlelere duyurmak için çaba sarfederler. Bu tip kadınlar tehlikelidir. Eğer istediklerini alamazlarsa sizi bile hayatlarından silerler.

İş ve ev kadını: Bekarken sürekli çalışan ve evlendiklerinde çalışma hayatını bırakmayı düşünen kadınlardır. Kocasının çalışıp evine bir şeyler getirmesini bekleyen ve iş hayatındaki zorluklardan kaçan ve sadece çocuk ve eşiyle ilgilenmek isteyen gruba girerler. Lakin istedikleri olmazsa biraz mutsuz olurlar ama yine evlerine ve eşlerine bağlı kalırlar.

Evcimen kadınlar: Bu tipe giren kadınlar ise sadece kendisini, anne ve babasını düşünen kadınlardır. Kocasının ve çocuklarının her istediğini yapar. Aynı zamanda annesinden ayrı da olsa onun isteklerini yapar. Gerekirse evinden sürekli bir şeyler annesine götürür. Kendisi kopsam dese de bir türlü annesinden koparamazsınız. Hayat boyu bu böyle sürer. Kocası dahi ikinci planda kalır. Evlenene kadar sizinle her şeye vardır evlendikten sonra bu yaşantıyı benimser.

Evkolik kadınlar: Bu tip kadınlar ise sadece ev, koca, çocuk ve üç beş yakın arkadaştan hoşlanırlar. Sık misafir gelmesinden hoşlanmazlar. Kocasının en yakın bir arkadaşı ve kendisinin ise arkadaş ve kardeşlerinin gelmesinde sınır tanımayan kadın tipidir. Kendi ailesinden gelen olursa, kocasının ailesinden de istemeden de olsa gelmesine razı olandır. Dışarıda çalışmayı sevmez. Her şeyin güzel olmasını ister başarının çoğunu kocasından bekler. Bekarken her türlü sözü verir. Evlendiğinde ise bu sözlerin hepsini yapmış gibi davranır ama bir şey yapmadığı da apaçık ortada görünür. Sürekli kendi olgularını savunduğu için bıkkınlık yaratır ve tartışmalara sokmaz.
Sevgi düşkünü: Bu tip kadınlar ise ailelerinden istediği sevgiyi göremedikleri için ilk başta eş adayından sevgi görür. Daha sonrada bu sevginin devamı olarak, Kocasının ailesi tarafından gelirse o zaman kendi ailesini unutur ve kocasının ailesini kendi ailesi gibi görür ve köle olur. Lakin kendisinin büyük sevgi beslediği aile veya çevreden bekleneni göremezse hiç bir zaman bir daha onları anmaz. Evinde de olmalarını istemez. Yaptıkları iyiliklere karşı pişmanlık duyar ve her zaman bu duruma öfkelenir.

Aşk ve gece: Bu tip kadınlar sadece eğlenmeyi seven kadınlardır. Evlerinde iş yapmazlar. Eğlenmek için kaçamaklar yaparlar. Bazen eşleriyle bazen de arkadaşlarıyla. Yaşantısına kimse karışmıyorsa kendi ve kocasının ailesinden herkes evinde kalabilir. Bu düşüncedeki kadınlar ise sadece eğlenmeyi sever. Eğlence ve aşk onların unutulmazıdır. Ev işlerini ve yemeklerini yapan insanlar onlar için unutulmaz kişi

.
olarak yorumlanır. Kocasının sürekli aşk oyunu yapmasını bekleyen ve sürprizlere açık olan kadın tipidir. Kısacası onların mutluluk gemisi aşk ve gece hayatıdır.

Sınıf meraklısı kadınlar: Yaşadığı ortamdan dolayı ya kendisini elit veya toplumdan aşağı gören kadınlar. Bu tip kadınlar birlikte olduğu kişinin kendisiyle aynı seviyede olmasını ister. Sürekli karşısındaki insanları ya çok yüksekten görürler veya onlara çok tepeden bakarlar. Eşlerinin de aynı şekilde bakmasını ve davranmasını isterler. Seçtikleri insanlarla arkadaşlık kurarlar diğerlerini ise görmezlikten gelirler. İşleri olduğunda istediklerini yaptırmak için her yolu denerler. Yapılan işin ardından da bir daha tanımazlar. Bir alt kişiyi hiç bir zaman görmezler. Sürekli yükseklerde gözü olur. Bu karakter yapısının hiç bir zaman değişmediği de olmuştur.

İş ve aile: Bu tip kadınlar, zorlu kadınlardır. Sevmeyi ve sevilmeyi beklerler ama bir türlü göstermezler. Akılcı davranırlar. Karşılarındaki insanlardan olumsuz bir yanıt gelmediği süre içerisinde ılımanlıdır. Kendisi nasıl düşünüyorsa karşısındakinin de

aynı düşünce ve nezaketten yana olmasını isterler. Ne kadar isteseniz de bu tipe giren kadınlar sürekli eşlerini yönetirler. Olumlu yönlerini tartarlar. Olumsuz durumlarda kendilerinin haksız pozisyonu olduğunu düşünürlerse eşlerine hak verirler. Öylede davranırlar. Ev ve iş hayatları planlıdır. Plansız hiç bir şey yapmazlar. Planlı yaşantının düzeyli yaşantı olduğunu savunur ve çocuklarını da aynı şekilde yetiştirmeye özen gösterirler. Kültür-Sanat ile ilgilenirler, her gün gazete okurlar. TV programlarında bile seçici olmaya çalışırlar.

Evcil kadınlar: Bu tipe giren kadınlar eğitim ve kültürü seven gruba girer. Eğitimsiz olsalar bile bir yolunu bulup eksik yönlerini tamamlamaya çalışırlar. Eşlerine sürekli destek sağlarlar. Moral ve ekonomik desteklerini hiç bir zaman esirgemezler. Yokluk ve zenginliği sanki daha önce yaşamışlar gibi davranırlar. Karşısındaki insana her zaman iyi yaklaşırlar. Değer verir aynı değeri mutlaka almaya çalışırlar. Kocasının ilgisinin kendisi üzerinde mutlaka yoğunlaşmasını bekler. Her durumda kocasını yönetirler. Bu düşüncede olan kadınlar ise iki tip olurlar. Biri sadece kendisi, kocası ve çocukları için çalışırlar.

.

Bir diğeri ise, kendi ailesiyle kocasının ailesini bir seviyede tutarak her ikisini de kabullenirler. Keskin ve Zıt kadınlar: Bu tipe giren kadınlar ise hızlı düşünce farklılığı yaşayanlardır. Bugün düşündüklerini mutlaka yapan veya tasvip etmeyen kadınlardır. Zamansız yaşarlar. Gezmeyi ve macerayı aşırı derecede severler. En kötü sonuçlardan bile iyi taraflar çıkarmaya çalışırlar. Yaptıkları hiç bir şeyden pişmanlık duymazlar. Söylediklerini anında yaparlar veya hiç söylememiş gibi davranırlar. Bekarlıklarında nasıl davranıyorlarsa evlendiklerinde de aynen davranmaya çalışırlar. Özgürlüklerine aşırı derecede düşkündürler. Evliliği sadece kalkan olarak kullanırlar. Eşleriyle uyumsuzluk yaşadıkları andan itibaren boşanmayı düşünürler. İkinci, üçüncü evlilikleri bile düşünürler. Yaşantılarında ayak bağı olur düşüncesiyle çocuk yapmayı düşünmezler.
Bir diğeri ise, kendi ailesiyle kocasının ailesini bir seviyede tutarak her ikisini de kabullenirler. Keskin ve Zıt kadınlar: Bu tipe giren kadınlar ise hızlı düşünce farklılığı yaşayanlardır. Bugün düşündüklerini mutlaka yapan veya tasvip etmeyen kadınlardır. Zamansız yaşarlar. Gezmeyi ve macerayı aşırı derecede severler. En kötü sonuçlardan bile iyi taraflar çıkarmaya çalışırlar. Yaptıkları hiç bir şeyden pişmanlık duymazlar. Söylediklerini anında yaparlar veya hiç söylememiş gibi davranırlar. Bekarlıklarında nasıl davranıyorlarsa evlendiklerinde de aynen davranmaya çalışırlar. Özgürlüklerine aşırı derecede düşkündürler. Evliliği sadece kalkan olarak kullanırlar. Eşleriyle uyumsuzluk yaşadıkları andan itibaren boşanmayı düşünürler. İkinci, üçüncü evlilikleri bile düşünürler. Yaşantılarında ayak bağı olur düşüncesiyle çocuk yapmayı düşünmezler.

Kitap ve Kültür: Sanat kurdu kadınlar: Bu tip kadınlar genelde kitap okumayı, sinema, tiyatro yani kültür sanat etkinliklerine katılmayı seven kadınlardır. Hayata bakış açıları felsefidir. İdolleri yolunda gitmeyi severler. Akılcı düşünürler lakin ev yaşantısından uzak dururlar. Hayatlarını çoğunlukla sinema, tiyatro, sergi ve kitaplar doldurur. Bazıları evlendiklerinde daha farklı olurlar, bazıları da yaşantılarını aynen sürdürürler.

İşkolik kadınlar: Bu tip kadınlar için sadece mevki vardır. Hayatlarını iş ve kariyer üzerine kurmuştur. Evliliklerini de bu yaşantıya uydurmaya çalışırlar. Mevki ve işleri için gerekirse birlikte olduğu erkeği terk edebilirler. Evliliklerini bile yıktıkları görülmüştür. Bazı İşkolik kadınlar, eşlerinin yardımını ve desteğini de gördü mü o zaman her iki yaşantıyı da bir arada götürürler.

Her kadın kocasını kıskanır. Her kadın aldatılmayı hazmedemez. Aldatılan bir çok kadın kocasını bir kez affeder bazıları ise hiç affetmez....

alıntı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
EVLİLERİN BİRBİRİNE OLAN AŞKLARI
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DiyetveKadın :: Güncel Hayat & Genel Konular :: Evlilik Hazırlığı-
Buraya geçin: