DiyetveKadın

Hoşgeldin; Misafir !
Senin Toplam 0 Mesajın Var.
Son Üyemiz : sekertas
Son Ziyaretiniz:

 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» tam bu kilodayım .................
Çarş. Ekim 29, 2008 2:39 pm tarafından Admin

» Niso hoşgeldin...............
Paz Eyl. 28, 2008 6:03 pm tarafından Admin

» Zayıflama Çayı: Funda yaprağı, mate yaprağı, yeşilçay, biberiye, kekik
Salı Eyl. 16, 2008 5:27 pm tarafından Admin

» Çocuğunuz eğlenerek öğrensin..
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:48 pm tarafından Admin

» Çocuğunuzun okul menüsünü takip edin!
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:47 pm tarafından Admin

» Evlat edinilen çocuk sevgiyle büyürse gerçeği kolay kabullenir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:44 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme Nedir
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:43 pm tarafından Admin

» Nimet Çubukçu: Koruyucu aile sayısı artmalı
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

» Evlat Edinme ve Hukuk
Ptsi Eyl. 15, 2008 8:42 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
Forum
Forum

Paylaş | 
 

 petrol şaşırtmaya devam ediyor

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin

avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 30/08/08
Yaş : 34

MesajKonu: petrol şaşırtmaya devam ediyor   Cuma Eyl. 05, 2008 9:28 pm

Petrol fiyatlarında yaşanan düşüş bütün dünyada memnuniyetle karşılandı ama en kârlı ülkelerden biri Türkiye. Şimdi herkes, fiyatların seyrini merak ediyor. Genel beklenti bir varil ham petrolün 70 - 80 dolar seviyesine gerilemesi.


--------------------------------------------------------------------------------

Geçen yıl bu zamanlarda petrol fiyatlarının yüz dolara tırmanacağı konuşuluyordu ve bu bir kâbus senaryosuydu. Oysa ham petrolün varil fiyatı, bırakın 100 doları, temmuz ortalarında 147 dolara çıkarak, tarihi bir rekor kırdı. Bu gelişmenin de etkisiyle, artık 200 dolar senaryoları konuşulmaya başlanmıştı ki, petrol fiyatları gerilemeye başladı. Son bir ayda yüzde 23 değer kaybederek, 111 dolara kadar indi. Hızlı çıkışına fazla bir anlam verilemeyen petrol fiyatlarının, şimdi aynı hızla neden düştüğünü anlamaya çalışıyor uzmanlar ve sektör temsilcileri. Dünya petrol tüketiminin yüzde 1,5’ini karşılayan Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nda yangın sebebiyle sevkiyatın bir süredir durması ve Gürcistan ile Rusya arasındaki savaşa rağmen fiyatlar neden düşüyor? Eskiden, Kenya’daki kabile çatışmalarından bile etkilenip, yükselen fiyatlar bu gelişmelerden niçin olumsuz etkilenmiyor?

Petrol fiyatlarındaki hareketlenmeyi anlayabilmek için öncelikle Amerikan dolarının seyrini bilmek gerekiyor. Bugüne kadar dolar düşerken, petrol fiyatları hep arttı. Şimdi dolar yükseliyor ve petrol fiyatları düşüyor. Dolayısıyla ikili arasında bir eksi korelâsyondan söz edilebilir. Uzmanlara göre petrol fiyatlarındaki gerilemeyi asıl tetikleyen, doların uluslararası piyasalardaki yükselişi oldu. Bu konuda herkes ortak bir kanaate sahip. Geçen yıl Mortgage krizinin tetiklediği finansal kriz ile sarsılan Amerika ve dünya ekonomisinde, yatırımcıların hisse senetleri ve dövizden hızla kaçarak, emtiaya yöneldiği görülmüştü. Bu tür krizlerde en güvenli limanlar ise kuşkusuz petrol ve altın. Son yıllarda buna fiyatları hızla artan gıda ürünleri de eklendi. Örneğin Chicago Borsası’nda hisse senetlerini satıp, buğday alan yatırımcıların sayısı arttı. Durum böyle olunca, başta petrol olmak üzere emtialarda sert yükselişler görüldü. Tera Menkul Değerler uzmanlarından Ersagun Şimşek, işte bu gelişmenin, dolardaki düşüşle birleşerek petrol fiyatlarını tarihin en yüksek seviyesine taşıdığını düşünüyor.

EMTİA YATIRIM CAZİBESİNİ KAYBEDİYOR

Şimşek’e göre, açıklanan son verilerden sonra global piyasaların ABD’den daha kötü olduğu yönünde yeni bir yatırımcı psikolojisi oluştu. Yatırımcıların diğer gelişmiş piyasalardan çıkarak ABD dolarına yönelmesi, doların Euro karşısında ciddi değer kazanmasında etkili oldu. Dolardaki yükseliş ise petrol fiyatlarındaki gerilemeyi tetikledi. ABD’nin, büyük finans hisse senetlerinde açığa satışı yasaklaması sonrasında başlayan (başta petrol olmak üzere) emtialardaki düşüş, Avrupa Merkez Başkanı Trichet ve IMF’in resesyon ile ilgili tahminleri sonrasında, Avrupa bölgesi ve global büyüme hedef rakamlarının uzmanlarca aşağı çekilmesiyle hızlandı. Yatırımcılar, resesyon ile birlikte büyümenin yavaşlaması ve sonrasında talebin azalması ihtimalini öngörerek emtialardan çıkmaya başladı. Petroldeki düşüş, baz metal ve gıda emtialarındaki düşüşü de beraberinde getirdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Satman da, petroldeki düşüşün dolara bağlı olduğu görüşüne destek veriyor. Eskiden petrole yatırım yapanların şimdi farklı davranması düşüşü hızlandırıyor. Bu düşüşün sürüp sürmeyeceği, kalıcı olup olmayacağı veya tekrar yükselişin başlayıp başlamayacağını öngörmenin şimdiden kolay olmadığını vurgulayan Prof. Satman, bunun biraz da Amerika’nın tutumuna bağlı olduğunu düşünüyor.

Dolar etkisi bir yana, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaları iyi anlamak için, diğer gelişmeleri de dikkate almak gerekiyor. Petrol fiyatlarındaki belirleyicilerden biri de kuşkusuz arz-talep dengesi. Şu anda özellikle akaryakıt amaçlı kullanılan petrolde bir talep düşüşü yaşanıyor. Amerika ve OECD ülkelerinden talep azalması yüzde 5’i bulmuş durumda. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Petrol Sanayi Derneği’nin (PETDER) son sektör raporuna göre, Türkiye’de 2008 Ocak-Haziran döneminde toplam benzin tüketiminde yüzde 9,7 oranında talep daralması yaşandı. Aslında, ‘dünya genelinde yüksek petrol fiyatlarına karşı tüketicide bir reaksiyon oluşmaya başladı’ demek daha doğru. BP Türkiye yöneticilerinden Murat Lecompte’ye göre, arz-talep arasındaki mesafe çok daraldığından, tüketimdeki küçük bir düşüş bile fiyatları etkileyebiliyor.

PETROLDEKİ DÜŞÜŞ KALICI MI?

Yaşanan sert düşüş sonrası şimdi herkes petrol fiyatlarının bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceğini konuşuyor. Petrolün artık eskisi gibi 20 - 30 dolar seviyesine inmeyeceği çok açık. Genel beklenti, ortalama 70 - 80 dolar seviyesinde kalması. Petrol Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Erol Metin’e göre, aslında fiyatların düşmesini değil, çıkışını konuşmak gerekiyor. Çünkü 150 dolar zaten normalin çok üstünde bir rakamdı. Dr. Metin, fiyatların makul seviyelere gelmeye başladığını düşünüyor. Tabi, ‘Bundan sonra ne olur?’ sorusuna rakamsal cevaplar vermek oldukça riskli. Çünkü bundan bir yıl önce fiyatlar 100 dolara geldiğinde, genel fikir artık ‘artış olmayacağı’ yönündeydi. Fakat çok daha vahim artışlar yaşandı. Tahmincilerin neredeyse tümü yanıldı. Bu açıdan petrol fiyatının seyri hakkında yorum yapmak artık kolay değil.

EN KÂRLI ÜLKE TÜRKİYE

Petrol fiyatlarını değerlendirirken, bio yakıtlara da değinmek gerekiyor. Çünkü son yıllarda, artan petrol fiyatları sebebiyle dünyada gıda kökenli yakıtlara bir yöneliş başladı. Mısır, soya fasulyesi, ayçiçeği gibi ürünler artık sadece gıda değil, bioyakıt hammaddesi olarak da talep görüyor. Hatta geçen dönem gıdada yaşanan fahiş fiyat artışları ve bazı ülkelerdeki gıda krizlerinin gerekçelerinden birinin, tarım ürünlerinin akaryakıt maksatlı kullanılması gösterilmişti. Fakat uzmanlar, gıda kaynaklı akaryakıt üretiminin henüz fiyatları etkileyecek seviyede olmadığını düşünüyor. Gelecekte düşünülse bile şu anda bu gelişmenin petrole talebi anlamlı şekilde azaltması mümkün görünmüyor.

Tabi bütün bu gelişmeler içinde önemli olan Türkiye’nin konumu. Kullandığı petrol ve enerjinin yüzde 95’ini ithal eden Türkiye’nin bu alandaki harcamaları, cari açığın en önemli gerekçesi. Sadece 2007 yılında Türkiye’nin ham petrol ve doğalgaz için ödediği miktar 19,2 milyar dolar. Bu açıdan fiyatların düşmesinden en fazla faydalanacak ülkelerin başında Türkiye geliyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş Türkiye’nin cari açık riskini de azaltacak.

İşin bir başka yönü daha var. Petrol üreticisi olmasa da, ‘geçiş noktası’ anlamında Türkiye’nin uluslararası önemi gittikçe artıyor. Dünyadaki toplam ihtiyacın yüzde 1,5’ini karşılayan Bakü-Tiflis-Ceyhan hattından günlük 1 milyon varil petrol geçişi sağlanıyor. Buna boğazlardan yapılan geçişi de eklediğinizde, dünyadaki günlük petrol arzının yüzde 4’nün, Türkiye’nin kontrolünde olduğunu söylemek mümkün. Bunlar geneli yansıtan rakamlar. Bir de işin diğer boyutu var. Amerika ve Rusya gibi büyük petrol üreticisi ülkeler, kendi ürettikleri petrolü tüketiyor. Yani onların üretimi, ticarete konu olamıyor. Sadece ticareti yapılan petrol olarak baktığınızda Türkiye’nin dünyadaki günlük akışın yüzde 7- 8’ini kontrol ettiği söylenebilir. Bu da aslında Türkiye’yi üretim yapmadan önemli bir petrol ülkesi haline getiriyor. Üretim yapmadığı için fiyat düşüşlerinden olumsuz etkilenmeyen Türkiye, aynı zamanda bu durumdan en fazla kâr edecek ülkelerden biri konumuna geliyor.

Konunun iç piyasaya bakan çok önemli bir yönü daha var. O da petrol fiyatlarıyla enflasyon arasındaki ilişki. Türkiye’de uzun yıllar sonra tek haneli rakamlara düşürülen enflasyon, akaryakıt ve gıda zamlarının etkisiyle yeniden yüzde 10’un üzerine tırmandı. Bundan sonra petrol fiyatlarında meydana gelebilecek indirimlerin enflasyona da düşüş yönünde destek vermesi bekleniyor.



PETROL FİYATLARI NEREYE GİDİYOR?

DR. SOHBET KARBUZ *

Petrol fiyatları son on yılda ona katlanarak 2008’in ilk günlerinde 100 doları görmüştü. Bir kısım uzmanlar fiyatlardaki şişkinliğin devam etmeyeciğini ve aşağı doğru hareketin başlayacağını tahmin ederken diğer bir kısım uzmanlar ise fiyatların 200 dolar seviyelerini bulacağını öngörmüştü. Nitekim Amerikan emtia borsasında işlem gören batı Texas petrolünün (WTI) varil fiyatı 11 Temmuz 2008’de 147 dolara ulaşarak tarihî bir zirve yaptı. Ağustos ayı başlarında ise fiyatlar bu zirve seviyesinden %20 oranında, diğer bir deyişle 30 dolar, değer kaybederek 115 doların altına indi. Bu süre içerisinde akıllardaki soru hep aynıydı: Fiyatlara ne oluyor?

Petrol fiyatlarındaki hareketleri genelde üç ana kategori altında incelemek gerekir: Arz-talep dengesi, spekülatörler ve eko-teknik faktörler. Dünyayı tek gözüyle görenler fiyatlardaki iniş ve çıkışları bunlardan yalnızca bir tanesine kilitlenerek irdelemeye çalışırken, iki gözüyle görenler her bir kategorinin hareketini mercek altına tutup fiyatların seyrini irdelemeye çalışmaktadırlar. Kendi aralarında kısa ve uzun vadeli olarak da ayrılan bu kategoriler sürekli olarak varolmuş fakat petrol fiyatlarını hangisinin veya hangilerinin ne oranda etkilediği hâlen pek anlaşılamamıştır.

Buna rağmen analistler petrol fiyatlarının gelişimi, ileride izleyeceği seviye ve yön hakkında tahminler yapmaktan geri kalmamışlardır. Tarih ise yapılan tahminlerin hemen hemen hepsinin yanlış çıktığını defalarca ispatlamıştır. Nedeni ise son derece açık: Piyasayı tek gözle takip edip yorumlamak.

Ekonomi teorisine göre fiyatları arz ve talepteki denge belirler. Eğer üretim tüketimden fazla ise üreticilerin elindeki stoklar artar ve artan stoklar fiyatların düşmesi yolunda baskı oluşturur. Eğer tüketim üretimden fazla ise stoklar eritilir ve fiyatların yükselmesine baskı yapar. Her ne kadar inandırıcı dahi olsa ve doğruluk payı bulunsa da petrol fiyatlarının 2003 ortasından itibaren artarak 150 dolar seviyesine kadar çıkmasını, sonra da birdenbire 115 doların aşağısına inmesini azr-talep dengeleriyle açıklamaya çalışmak ne yeterli ne de inandırıcı oldu.

Spekülatörlerin petrol fiyatlarında önemli rol oynadıklarını savunanlar önceleri pek kâle alınmadılarsa da fiyatların çok kısa zaman aralıklarında 10 hatta 20 dolar oynamaya başlamasıyla dikkat çeker hale geldiler. Vadeli işlemler ve türev piyasalarında fizikî teslim şartı olmayan ve kağıt varil ticareti adı verilen petrol alış verişinde spekülatörlerin payının -özellikle New York borsasında- 2000 yılındaki değeri olan %37'den 2007 yılında yaklaşık %70'e çıkması bunda önemli rol oynadı. Londra'daki ICE ve NYMEX'de günlük ortalama işlem gören kontrat sayısı (futures ve options) 2000 yılında 200 bin iken, 2007 yılında 800 bine ulaştı. Yani günlük dünya petrol üretiminin nerdeyse 10 katı. Bu rakam over-the-counter (OTC) adı verilen ve yalnızca cebi kalın aktörlerin yer aldığı ikili işlemlere dayanan elektronik piyasadaki hareketleri içermemektedir. Herhangi bir regülasyona tabi olmadığından OTC piyasasında işlem gören günlük petrol kontrat sayısı maalesef halen bilinmemektedir.

Arz ve talepten ziyade günümüzde spekülatörleri etkileyen faktörler çoğunlukla endişe, kaygı ve beklentidir. Global medyada gündeme oturan bir konunun bir şekilde petrolle bağlantısının kurulması piyasada psikolojik baskı oluşturmaya yetmektedir. Ayrıca dünya petrol üretiminde zirve noktasına gelmeyi belirleyen ve Peak Oil adı verilen teorinin ‘petrol bitiyor’ şeklinde yanlış yorumlanması da piyasalarda endişe oluşturmaya devam etmektedir.

Bu arada temel olarak ekonomi cephesindeki gelişmeler, doların durumu, para politikaları, mevsimsel dalgalanmalar ve teknik analizlerden oluşan eko-teknik faktörlerin de fiyatlara baskısı artmaya başladı. Petrol piyasası son bir kaç yıldır dümeni bozuk bir geminin fırtınalı bir havada birbiriyle kavga eden kaptanlar tarafından yönetilmeye çalışıldığı bir atmosfere dönüştü. Petrol fiyatlarının izlediği inişli çıkışlı ama genelde yokuş yukarı olan rotayı irdelerken buraya kadar belirttiğimiz tüm faktörleri göz önünde tutmak gerekir. Bunlardan yalnızca birine kilitlenip kalanlar, fiyat tahminlerinde sürekli olarak yanıldılar.

Petrol fiyatlarında artık yapısal bir değişimin içindeyiz. Fiyatlardaki tabanı tahmin etmek tavanı tahmin etmekten daha kolay gözükmektedir. Taban fiyatını dünya konvensiyonel ve konvensiyonel olmayan petrol üretim maliyetleri ve kapasitesi belirleyecektir. Söz konusu taban fiyat bana göre şimdilik varil başı 80 dolar civarıdır. Dolayısıyla fiyatların 80 doların altına düşmesi pek mümkün gözükmemektedir.

*Akdeniz Enerji Şirketleri Birliği (OME)

Kıdemli Petrol Uzmanı, Fransa

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://diyetkadin.yetkinforum.com
 
petrol şaşırtmaya devam ediyor
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» notalara devam

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DiyetveKadın :: Güncel Hayat & Genel Konular :: Ekonomi &İş Dünyası-
Buraya geçin: